Visita nuestros artículos destacados:

24 Aralık 2009 Perşembe



Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin o'nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın.
Ucundan tutarak...

CAN YÜCEL


Renkler hayatımızın parçası. Peki renklerin hayatımızı nasıl etkilediğini biliyor musunuz? Renk seçiminin kimi zaman karakterimizi yansıttığından ya da  seçtiğimiz rengin bize olumlu ve olumsuz etkileri olduğundan haberiniz var mı?  

KIRMIZI :
Bu renk canlılık ve dinamizmle ilgili bir renktir. Mutluluğu temsil eder. Kırmızı renk, fiziksel olarak; ataklığı, canlılığı ve duygusal bağlamda; bir işi sonuna kadar götüren azmi ve kararlılığı gösterir.
İştah açar. O yüzden dünyadaki gıda firmalarının çoğu logosunda kırmızıyı kullanır. Kırmızı tansiyonu yükseltir, kan akışını hızlandırır. Yanlış bir inanış vardır; boğaların kırmızıya saldırdığı sanılır. Oysa boğalar renk körüdür. Kırmızıya değil, kendilerine sallanan koyu renkli beze saldırır.

YEŞİL
:
Duygusal olarak bizi en çok etkileyen bir organımız olan kalp organının , bu rengin yaydığı enerji alanında olduğu düşünülür. Doğanın ve baharın rengidir. Güven veren renktir. O yüzden bankaların logolarında hakim renktir. Yeşil yaratıcılığı körükler. Bu yüzden büyük lokanta mutfaklarında yeşil tercih edilir. Hastanelerde de yeşil rahatlatıcı özelliği nedeniyle kullanılır. Yeşil alanda insanların daha az mide rahatsızlığı çektiği saptanmıştır.
 
SİYAH :
Duygusallığı ve hüznü simgeler. Gücü ve tutkuyu temsil eder. Bizde ve batıda siyah matemi temsil ederken, Japonya'da siyah mutluluktur. Siyah fonda kullanılırsa karamsarlığı çağrıştırır. Einstein konsantre olabilmek için perdeleri siyah, gün ışığı olmayan odaları tercih ederdi. 

MAVİ
:
Vücudumuzda boğaz bölgesini yansıtan bir renktir. Mavi renk gökyüzünün ve geniş ufukların, denizin simgesidir. Sınırsızlığı ve uzak bakışlılığı simgeler. Huzuru temsil eder ve sakinleştirir. Araplar mavinin kan akışını yavaşlattığına inanır, nazar boncuğu o yüzden mavidir. Batıda intiharları azaltmak için köprü ayaklarını maviye boyarlar. Duvarları mavi olan okullarda çocukların daha az yaramazlık yaptığı saptanmıştır. 

LACİVERT
:
Kozmik renk olarak kabul edilir; sonsuzluğu, otoriteyi, verimliliği simgeler. O yüzden dünyadaki firmaların yarıdan fazlası logolarında laciverdi kullanır. Lacivert giyen kişiler kendilerini çok daha karizmatik ve inandırıcı hissederler. İnsanların üzerinde başarılı ve güçlü imajı bırakır. 

MOR
:
Eskiden beri ihtişam ve lüksün son basamağı olarak düşünülür. Tarih , yüksek sınıfların, saray mensuplarının daima morla bezendiklerini kaydeder. Nevrotik duyguları açığa çıkardığından, insanların bilinçaltını  korkuttuğu saptanmıştır. İntihar edenlerin beğendiği renktir. 

PEMBE
:
Uyum ,neşe , şirinliğin ve sevginin simgesi. Rahat hissettiren ve dinlendiren bir renktir. Bu yüzden bazı büyük mağazalar tezgahtarlarına pembe üniforma giydirir ki, müşteriler kendilerini rahat hissetsin diye. Pembe aynı zamanda çocuk rengidir.

SARI
:
Sarı zeka , incelik ve pratiklikle ilgilidir. Toplumsal yaşamı ve birlikte çalışmayı yansıtan bir anlamı vardır. Geçiciliğin ve dikkat çekiciliğin sembolüdür. Dikkat çekiciliğinden dolayı dünyada taksiler sarıdır. Sarı ayrıca hüzün ve özlemin rengidir. Sonbaharın tüm hüzünlü güzelliğinde onun her rengini izlemek mümkündür.

BEYAZ:
Temizliği ve saflığı temsil eder. İstikrarı, devamlılığı simgeler. Politikacılar beyazı pek severler, çünkü temiz, dürüst izlenimi vermek isterler... 

KAHVERENGİ : Gerçekçiliğin, plan ve sistemin rengidir. Kansas Ünv.’de bir sergide, duvarların rengi değiştirilebilir hale getirilmiş. Fonda beyaz kullanıldığında insanlar sergide yavaş hareket etmiş. Fon kahverengiye döndüğünde ise insanlar müzede daha çok yeri daha az zamanda gezmişler. Kahverengi insanı hızlandırır. Bu yüzden fastfoodlar iç mekanda kahverengi kullanır. Kahverengi toprak rengidir. Kıyafetlerde pek tercih edilmez, çünkü kahverengi giyen insanlar kalabalıkta dikkat çekmezler.







Seslenmeli Son Kez Hayata

Karanlık bırakırkırken yerini aydınlığa,
Sessizlik şarabından bir yudum daha alıyorum.
Ümitlerim hüsranla ypğrulurken,
ben, seni terk ediyorum...

Yeni bir sayfa açıyorum gözbebeklerimde,
Suskun harflerle başlamalıyım o sayfaya,
Derin bir nefes almalıyım sonra.
Uyuşmuş damarlarımı derinden sarsıp dolaştırmalıyım kanımı..

Ve sonra, seslenmeliyim hayata
Benimde artık bir kalbim var diyebilmeliyim,
Öldüğümde, toprakta benden önce çürüyebilecek bir kalp.

Seslenmek geliyor içimden
Sessiz bir çığlıkla seslenmek hayata
Ama kimse duymamalı sesimi
Sesim sarmalı benliğimi
Kırılana dek sıkmalı bedenimi
Sonra,
Tüm ümitlerimi yıktıktan sonra,
Gitmeli acılar ruhıumdan
Beni, acısıyla tatlısıyla benimle bırakmalı
Gülsemde mutlu,
Ağlasamda umutlu bakabilmeliyim hayata.

Güneş, büyütmeli kalbimdeki yeni açmış filizleri
Göz yaşı olmadanda sulayabilmeliyim yeni umutları.
Ağlamamalıyım artık,
Gülebilmeliyim karanlığa.
Mesela uyuyabilmeliyim geceleri.
Senden başka rüyalarda görebilmeliyim
Sonra sabah olsa uyansam,
İçimde bir huzur, açabilmeliyim kollarımı zıt kutuplara.
Gerneşmeliyim doya doya.

Yazıp bunları bir kenara,
Yapmalıyım hepsini bir bir.
İp bağlamalıyım parmağıma
Bilirsin, unuturum sonra.

Ama, ama bir hayalden öteye gidemiyor tüm bunlar.
Anılar boşalıyor kanlı gözlerimden
Özümdeki köz yanıyor daha bir derinden
Umutlu hayallerim tek tek geçiyor gözlerimin önünden
Bırakmıyor yakamı bir zamanlar özlediğim duygular.

Tam diri diri gömerken beni kader,
Okşuyor başımı hicran gülleri.
Geçer, geçti, geçecek diyor gözleri.

Kaldırıyorum, hasretle vurulmuş boynumu
Güneşden evvel bir umut doğuyor içimde
Eskisi gibi zahiri değil hemde.
Elimi attığımda tutabileceğim kadar gerçek
İşi bittiğinde durmadan gidecek kadar yalan

Tam bitti derken kendime
İçimde bir güç, sarılıyorum hayata
Bir zayıf noktasını bulup saldırıyorum anılara
Açtığı yaralardan çıkardığım bıçağı,
Saplıyorum kalbinin orta yerine.

Ağlıyor acılar, ağlıyor anılar.
Ağlıyor hayaller, ağlıyor gözler
Ve ben susuyorum
Suskunluğu susturup soluyorum suyu.
O berraklığı gezdiriyorum ceplerimde.
Sonra,
Sonra son kez sesleniyorum sana.

Simsiyah kelimeler terkediyor beni, dilimden.
Son kez alıyorum kalemimi yitik elime.
Tüm küfürleri süsleyip yerleştiriyorum satır aralarına.
Biraz hüzün, biraz hüsran,
Ama aylar önce beni terk etmiş bir umutla
Aklımdaki şiirleri süslemeden,
Son kez sesleniyorum sana...

Sesimdeki sen, erirken bir mum misali,
Sesleniyorum son kez,
Varlığıma hayran tüm yokluğumla...


Mecazi 18.12.2009 (11:48)
Beni yeniden şiirlere bağlayan Beyaz'a atfedilmiştir...